Haberde Bursa

Ahmet Koçak yazdı; BURSA’DA İFTAR

19.03.2025

Köşe yazarımız Ahmet Koçak makalesinde;

Bursa’daki iftar çadırlarını ve iftar etkinliklerini dolaşarak oradaki havayı yansıtmak istedim. Önce nerelerde iftar ekinliği var onlara göz attım. Belediyelerin, vakıfların ve derneklerin iftar verdikleri yerleri tespit ettim.

Büyükşehir Belediyesinin Emir Sultan Camii yanında kurduğu çadıra belediye otobüsüyle gittim. Emir sultan Camii karşısına kurulan iftar çadırının yemek kuyruğu otobüs durağından başlıyor, kıvrıla kıvrıla çadırın kapısında son buluyordu. Yaklaşık beş yüz kişi vardı kuyrukta. Bir o kadar da çadırın içi de dolu gözüküyordu. Ezan okunmasına otuz dakika var. Kuyrukta beklemeyi hiç sevmem. Hele de böyle uzunsa… Birkaç resim çektim ve karşı duraktan otobüse bindim.

BarışManço Kültür Merkezinde Vakıflar bölge müdürlüğünün iftarına yetişmekti amacım. Otobüsten indiğimde ezan okunuyordu. Bahçesinde yemeğini alan bir yerlere oturmuş yemeye başlamıştı.Bahçesindeki açık alanda da iftar veriliyordu. İçeri girdim kuyruk falan yok. Yemeğimi aldım, boş bir sandalye bulunca oturdum. Yemekte kuru fasulye, bulgur pilavı, mercimek çorbası vardı. Karşımda bir anne oğul yanımda yaşlı bir adam vardı.

Afiyet olsun. Emir Sultana gittim çok uzun kuyruk vardı. Burada kuyruk yokmuş.” diyerek onları konuşturmak istedim. Yaşlı adam:

“Burada da etli yemekler çıktığında çok kuyruk oluyor. Bugün kuru fasulye var da ondan kuyruk yok.” deyip plastik çatalını bulgur pilavına daldırdı.

Her akşam geliyor musunuz?”

“Evet. Emekliyim yalnız yaşıyorum. Aslında durumum iyi de insanlarla birlikte yemek yemek için her gün başka bir iftara gidiyorum.”

Dışarıdaki avluda da yemek verildiğini gördüm. Onu kim veriyor?” Bu sefer kadın söze girdi;

“Orası zenginlerin sofrasıdır. Bizi alırlar mı hiç? Yıldırım belediye başkanı buraya bir uğrayıp o zenginlerin yerine gitti.”

Delikanlı okuyor musun?”

“Uludağ Üniversitesi’nde Ekonomi okuyorum.” Annesi kalktı biten yemeklerine birer kepçe daha ekletip döndü.

Ne güzel. Başarılar dilerim. Okul bitince iş bulabilecek misin?”

“Hiç sanmıyorum. Yine iftar iftar dolaşacağız, ramazan kolilerinin gelmesini bekleyeceğiz annemle birlikte. Babam asgari ücretle çalışıyor. Yetiştiremiyoruz. ”Yemeğim bittikten sonra onlarla vedalaştım. Kenarda bekleyen güvenlik görevlisine:

Vakıflarda mı çalışıyorsunuz.”

“Evet.”

Bu yemeklerin parasını Vakıflar Bölge Müdürlüğü mü karşılıyor?”

“Yarısını müdürlük yarısını yardım severler karşılıyor.”

Kadının zenginlerin yeri dediği bölüme geçtim. Onların menüsü: Mercimek çorbası,  İzmir köfte ve bulgur pilavıymış. Farkı ise onlar masalarda oturmuş, yemekleri görevliler servis etmiş. Yıldırım Belediye başkanı konuşma yaparken; etrafı kolaçan eden kilolu, sakallı, iri yarı adama:

Burada kim, kimlere yemek veriyor?” diye sordum adam:

“…. Adında dini bir yardım kuruluşu öksüz ve yetim çocuklara ve ailelerine yemek veriyor.” Zenginlere değilmiş.

Eve dönmek için otobüs durağına gittim. İki yaşlı adam oturuyor, türbanlı genç bir kadınla bir erkek ayakta otobüs bekliyordu. Yaşlılara sordum:

İftardan mı dönüyorsunuz?”

“Evet. Durumumuz iyi olsa iftarımızı yaptıktan sonra evimizde ayağımızı uzatıp yatardık. Bir sürü yol gelip, kuyrukta beklemezdik. Yemeği yedik. Uzun bir yolculuktan sonra eve gidebileceğiz.”

Her akşam iftar yemeğini çadırlarda mı yiyorsunuz?”

“Evet. İkimiz de o çadır senin bu çadır benim dolaşır dururuz.” Yanındaki adam:

“Aylıklarımız yetmiyor. Ramazan geldi de etli yemek yiyebildik. Benim hakkımı Diyanet’in başındaki adam yetmiş milyonluk arabaya binerek yiyor. Bize de şükredin diyor. Ne iş yapıyor, ne üretiyorsa?” Genç kadın dayanamadı söze girdi:

“Ne yani adamın arabası olmasın mı? Yaya mı gitsin? Küçük müdürlerin bile makam arabası var. Koca alim adama bir arabayı çok mu görüyorsun?”

“Ne alimiymiş? Normal bir arabaya binsin kızım. Sen de mi iftardaydın. Bak genç kadınsın durumun iyi olsa evinde, elinle yemeğini yapar çoluk çocuğunla yerdin. Demek ki durumun yok.”

“Ben aç kalsam da devlet büyüklerine bir şey demem.”

“Deme kızım. Onlar çalsın çırpsın, sen de böyle sürün dur.” Konuyu değiştirmek isteyen diğer yaşlı adam:

“Bak yol kenarlarındaki otopark yerlerini yeni seçilen belediye başkanı bedava yaptıydı. Geri paralı yapmışlar.”

“Diğer yaşlı:

“Ha esnaf şikâyet etmiş de ondan öyle yapmış.”

“Geçen öğle yemeği yemek için Kent lokantasına gittim. Kapalıydı. İftarda açılacakmış.Yaşlısı var, yoksulu var. Açın da fakir fukara ucuzcayemeğini yesin.İftar veren yer çok. İnsan öğle için açmaz mı?  CHP’de dindarlık yarışındadır. AKP karşısında bu yarışı kaybeder. Bunların da AKP’den bir farkları yok. İftar çadırları açmak, cami önlerinde tatlı dağıtmak, erzak poşeti vermek falan… Bu kadar masraf edip insanları kuyruklarda perişan edeceğinize Yemek malzemelerini koliler halinde yoksul insanlara dağıtın da kendi evlerinde yapıp yesinler.”

Peş peşe birkaç otobüs geldi. Hepimiz otobüslere binip ayrıldık.

ahmet.kocak16@hotmail.com

YORUMLAR

Δ

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

>